• Bilmeniz Gerekenler > Kedi
Kedi (Felis catus), kedigiller (Felidae) familyasından avcı, memeli, evcil, etçil bir hayvandır. İnsanlar, kedilerin arkadaşlığına ve onların haşarat, yılan ve akrep avlayabilme kabiliyetine önem vermektedir. Kediler en az 9.500 yıldır insanlarla birlikte yaşamaktadır.

2,5 ile 12 kilo arasında ağırlığa ve dişilerde 50 cm. Erkeklerde 70 cm ye varan ebatlardadır. Çok çeşitli renklere sahip olabilmekle beraber genetik olarak çok farklı ve orijinal renklere de sahip olanları mevcuttur. Kedigiller familyasının genel karakteristik özelliklerini taşımaktadırlar. Ortalama kedi ömrü 14 yıldır. Ancak kediler iyi bir beslenme ile 20 yıldan fazla yaşayabilirler.

Kediler hoş görünüşlü, yuvarlak başlı, sivri kulaklı, uzun bıyıklı hayvanlardır. Bıyıklarının dipleri sinirlere bağlıdır. Dokunma duyusu görevi yaparlar. Ön ayakları beş, arka ayakları dört parmaklı olup, kancalı tırnaklarını içeri çekebilirler. Tırnaklarını ağaçlara sürterek bilerler. Hassas işitme ve görme duyuları vardır. İnsan kulağının duyamadığı yüksek frekanslı ses titreşimlerini kaydederek çok hafif sesleri duyarlar. Genellikle gece avlanırlar.

Kediler çok güçlü bir anatomiye ve yüksek düzeyde esneme yeteneği olan bir iskelete sahiptir. Yaklaşık 230 adet kemikten oluşan iskelet bağlantılarının kendine özgü yapısı bu esnekliğe olanak tanır. Doğada da ileri derecede avlanma yeteneğine sahip bu aile, son derece atak, çevik ve hızlıdır.

Son yıllarda ailelerimizin ayrılmaz parçası olan evcil kedilerin (Felis Domesticus) yetişkin erkekleri 3.5 ile 7 kg. arasında olurken, dişi kediler 2.5 ila 4.5 kilogram arasındadır. Enleri ortalama 30-35 cm., uzunlukları ise 70-80 cm. civarındadır.

Akciğerin içindeki tüpler oksijenin tüm akciğere dağılmasını sağlar. Akciğerler kedinin her iki tarafında ve diyaframın tam üstünde yer alır. Diyafram kedinin soluk alma hızını kontrol eder. Soluk borusu bir anlamda akciğerlerin havalandırma sistemi olarak kabul edilebilir. Dışarı atılması gereken kirli hava ve alınması gereken temiz hava diyaframın kontrolünde soluk borusu aracılığıyla taşınır. Solonum sitemini oluşturan organlar bir çok kedi hastalığının da hedefidirler.

Kedi bıyığı (ya da latince adıyla vibrissae) kalın kedi tüyünden iki ila üç kat kalındır. Burun bölgesinde üst dudağın yanlarından çıkan bıyıklar yine kedi tüyüne kıyasla üç kat daha derine gömülüdürler. Kökleri sinir sistemi kontak halindedir. Bıyıklar tarafından algılanan bir hareket hemen köklerden sinirlere ve oradan beyine iletilerek alınacak aksiyon konusunda bilgilendirme ve uyarı işlevi görür.

Kediler bir şey içerken dillerini inanılmaz bir hızla kullanırlar. Dil hızla suya dalar ve çıkar. Bir anlamda fillerin su içmesine benzer. Ağız suya değdirilmez, su dil aracılığıyla (fillerde hortum) ağza taşınır. Kedilerin dili zımpara gibidir. Üzerinde onlarca küçük odacık vardır ve su içme sırasında bu odacıklar su havuzcuklarına dönüşür. Suya dalan dilin üzerindeki odacıklar su ile dolar ve taşımada dökülmemesi için dil ağza doğru bükülür. Dil aynı zamanda lapa yiyeceklerin yenmesinde de aynı işlevi görür.

Bir kedinin kalbi dakikada 100 ila 200 kere atar. Kalp kapakçıkları hızla açılıp kapanır. Bu sırada eşit ölçüde kan kalbe alınır ve kalpten damarlara pompalanır. Bu sırada kandaki karbondioksit temizlenerek kana oksijen verilmesi sağlanır. Kalp bu anlamda solunum sistemi ile işbirliği içinde çalışır. Kalp sol ve sağ bölüm olmak üzere iki parçadan oluşur ve her iki bölüm de aynı hızla çalışır.

Kediler doğduklarında 26 diş ile doğarlar ve erişkin olduklarında diş sayısı 30’a tamamlanır. Doğumdan sonra 6 ay içinde dişler yenilenir. Kedilerin damakta 2 kedi dişi, 6 ön-diş, 6 ön-azı diş ve 2 azı diş bulunur (16 diş damakta). Çenede ise 2 küçük kedi dişi, 6 küçük ön-diş, 4 küçük ön-azı diş ve 2 küçük azı diş vardır (14 diş çenede). Ön dişler yiyeceği kavramada, köpek dişleri ise hem yiyeceği kavramada hem de savunmada kullanılır. Kedi dişleri, kedinin dişleri arasında en duyarlı olanıdır.

Kedi beyni 20 ile 30 gram arasındadır. Ama diğer memelilerle kıyaslandığında beyni bedenine göre en büyük olan memelidir. Beynin büyüklüğü ile zeka arasında bir bağlantı olsa da –örneğin suya dalabilen kuşların beyni diğer kuşlara göre yaptıkları eylemin karmaşıklığı sebebi ile daha büyüktür- beynin büyüklüğü ile zeka arasında her zaman için birebir ilinti kurmak doğru değildir. Sözgelimi kediler, kendilerinden çok daha iri olan aslanlarla kıyaslandığında daha zekidirler. Öte yandan kedigil ailesindeki canlıların beyin yapısı inanılmaz derecede benzerlik gösterir.

Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler. Hani şu bestecilerin “müzik kulağı var” dedikleri türden işittiklerini tek tek ayrıştırıp değerlendirebilirler. İşitme kediler için hem güvenlikleri (tehlikeden kaçma anının tespiti) hem de avlanmaları (besin olacak canlının yerinin tespiti) için önemlidir. Kediler insanlardan da köpeklerden de daha iyi işitirler. İnsanlar 20 Hz’e kadar sesleri işitirken köpekler 40 Hz'e kadar sesleri işitir. Ama kediler için bu sınır 60 Hz’dir. Bu metrelerce uzaktaki bir böceğin yürüyüşünün ya da saklanan bir farenin soluğunun duyulmasıdır.

Patiler kediler için hareketin ve dengenin temelidir. Tırmanmak, kazmak, savunmak, savaşmak ve spreylemek (cinsel sıvı atımı) için patilere ihtiyacı vardır. Bir kedinin patisi ayağının en son kemiğine bağlıdır. Pençeler esnek ve dönebilirdir. Böylelikle en iyi tırmalama açısını rahatlıkla yakalarlar. Pençeler protein ve keratin dolu bir deri ile çevrilidir.

“Kedi Gözü” deyimlere geçecek ve çeşitli adlandırmalara girecek kadar hayranlık uyandırır. Kediler gözleri ve görme yetenekleri ile ayırt edilirler. Bir kedinin gözü doğumdan 7 ila 10 gün sonra açılır. İki ay içinde de gerçek rengini alır.

Kedilerin fiziksel özellikleri

VÜCUT ISISI 38-39 C°
SOLUNUM 10-20 / dakika
NABIZ 110-140 / dakika YETİŞKİN 180-200/ dakika YAVRU
DİŞ SAYISI 30 ( YETİŞKİN )
İLK SÜT DİŞİ ÇIKIŞI 1 AYLIK OLDUĞUNDA
DİŞ DEĞİŞİM YAŞI 3 – 4 AYLIK OLDUĞUNDA
KIZGINLIK SÜRESİ YILDA 2-4 DEFA 10-12 GÜN
ERGENLİK YAŞI 6 - 15 AY
GEBE KALMA DÖNEMİ KIZGINLIK SÜRESİNCE
İLK ÇİFTLEŞME YAŞI 12 - 18 AYLIK OLDUĞUNDA
GEBELİK SÜRESİ 58 - 62 GÜN
DOĞUMDAKİ YAVRU SAYISI 1 - 5
GÖZLER PARLAK VE CANLI CONJUKTİVALAR BEYAZ PEMBE RENKTE
AĞIZ VE DİL AÇIK PEMBE RENKTE
BURUN HAFİF NEMLİ
KALORİ İHTİYACI YETİŞKİN KEDİDE 60-88 kcal/canlı ağırlık/gün
YAVRU KEDİDE ( 5 HAFTALIK ) 250 kcal/canlı ağırlık /gün
TÜY DEĞİŞTİRME SENEDE 2 KEZ

KEDİ HASTALIKLARI

FELİNE VİRAL RHİNOTRACHEİTİS

Kedilerde üst solunum yollarında hırıltılı solunum, öksürük, göz yaşı akıntısı, tükrük salgısında artış, kilo kaybı ve ateşle karakterize, bulaşıcı ve viral bir hastalıktır. Bulaşma genellikle solunum yolu ile hasta kedilerden sağlıklı kedilere geçiş şeklinde veya hamilelik sırasında anne kediden yavru kediye geçiş şeklinde olur.

Virus kedilere bulaştıktan genellikle 2-6 gün sonra ilk belirtiler gözlenmeye başlar. Hastalığın şiddeti; hayvanın yaşına , bağışıklık durumuna v.b bir çok etkene göre değişmekle birlikte özellikle sütten yeni kesilmiş yavrularda daha şiddetli seyreder. Gebelik sırasında annelerinden hastalığı almış olan yavrularda ise doğumdan bir kaç gün sonra hastalık belirtilerini gösterir ve çoğunlukla 2-3 hafta içinde ölürler.

Aksırık, zamanla iltihaplı bir yapıya dönüşen gözyaşı ve burun akıntısı görülür. Bu akıntılar göz kapaklarının yapışmasına ve burun deliklerinin daralmasına sebep olur. Buna bağlı olarak hırıltılı ve ağızdan solunum görülür. Hastalık alt solunum yollarıona yayılırsa öksürük gözlenebilir. Özellikle gözün bir çok noktasında ülserler oluşmaya başlar. Bu hastalık zamanında tedaviye başlanmadı taktirde kronik forma dönüşerek tedavisi çok daha güç bir hal alır.

Korunma: Kediler için hazırlanmış bazı karma aşılar bu hastalığa karşı yeterli bağışıklık sağlanabilir. Yavru kediler 9 haftalık olduklarında bu hastalığa karşı ilk aşılamalarına başlanmalı ve 3-4 hafta arayla en az 2 aşılama yapılmalıdır. Daha sonraki yıllarda senede bir kere bu hastalığa karşı periyodik aşılamayı devam ettirmek yeterlidir.

LEUKEMİA
Kedilerde kan yapan organlarda tümör oluşumu ile karakterize kronik seyirli bulaşıcı viral bir hastalıktır. Virus hastalığı taşıyan kedilerin tükürük, burun akıntısı, idrar, dışkı, vajinal akıntı ve kanları ile dışarı atılır. Bunlarla bulaşmış su ve gıda kapları bulaşmada önemli rol oynar. Sınırlı olarak cinsel temasla da bulaşma olmaktadır.

Hastalığın kuluçka süresi yıllarca sürebilir. Hastalığın yerleştiği organa göre çok değişik belirtiler gösterebilmektedir. Solunum güçlüğü, kansızlık, durgunluk, iştahsızlık, zayıflama, böbrek ve bağırsaklarda fonksiyon kaybı, ishal, bağışıklık sisteminin baskılanması sonucu diğer hastalıklara duyarlılık, kısırlık, gebelerde yavru atma, davranış ve hareket bozukluğu gibi belirtilerin bazıları gözlenebilir.

FELINE PANLEUKOPENI (Kedi Gençlik Hastalığı)

Bu hastalık kedilerin çok bulaşıcı viral bir hastalığı olup, özellikle genç kedilerde yüksek ölüm oranına sahiptir. Bulaşma; sağlıklı kedilerin hasta kedilerle direkt temas kurmasıyla olmaktadır. İyileşen kediler yaklaşık 6 hafta boyunca daha dışkı ve idrarlarıyla virusu yaymaktadır.

Hastalığa yakalanan kediler 2-6 gün sonra ilk belirtileri göstermeye başlarlar. Yüksek ateş, iştahsızlık, kilo kaybı ve depresyon gözlenir. Daha sonra kusma ve ishal ortaya çıkar. Yavru kedilerde hastalık çok hızlı seyreder ve genellikle ilk belirtilerin görülmesinden yaklaşık 12 saat sonra ölüm şekillenir.

Korunma: Kediler için hazırlanmış bazı karma aşılar bu hastalığa karşı yeterli bağışıklık sağlanabilir. Yavru kediler 8-10 haftalık olduklarında bu hastalığa karşı ilk aşılamalarına başlanmalı ve 3-4 hafta arayla en az 2 aşılama yapılmalıdır. Daha sonraki yıllarda senede bir kere bu hastalığa karşı periyodik aşılamayı devam ettirmek yeterlidir.

FELİNE CALİCİVİRUS ENFEKSİYONU

Kedilerde ortaya çıkan solunum yolu enfeksiyonlarının iki önemli etkeninden birisidir. Bu hastalığa daha çok aşılanmamış pet barınaklarındaki genç kedilerde görülür.

Virusu alan kedilerde 3-5 gün sonra iştahsızlıkla birlikte bir kaç gün devam eden yüksek ateş, durgunluk ve göz yaşı ve burun akıntısı görülür. Ağız boşluğunda, dilin üst kısmında, sert damakta ve dudak çevresindeki yüzeylerde ülserlere rastlamak mümkündür.Özellikle akciğerlerde yeterli üreme yaptıktan sonra kedi yavrularında depresyon, kusma ve ani ölümler görülür. Bazen kedilerde ishal ve aşırı duyarlılık gözlenebilir. Kedilerin patilerinde yangı ile beraber topallık oluşur.

Korunma: Kediler için hazırlanmış bazı karma aşılar bu hastalığa karşı yeterli bağışıklık sağlanabilir. Yavru kediler 8-10 haftalık olduklarında bu hastalığa karşı ilk aşılamalarına başlanmalı ve 3-4 hafta arayla en az 2 aşılama yapılmalıdır. Daha sonraki yıllarda senede bir kere bu hastalığa karşı periyodik aşılamayı devam ettirmek yeterlidir.

FELİNE İNFEKSİYÖZ PERİTONİTİS VE PLEURİTİS

Hastalık bütün yaşlarda görülmesine rağmen en çok 6-24 aylık evcil ve vahşi kedilerde görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Bulaşma; hasta kedilerin salya ve dışkı ile bulaştırdıkları maddeleri sağlıklı kedilerin almasıyla oluşur. Başlangıçta zaman zaman yükselen ateş, bazen solunum sistemine ait şikayetler gözlenebilir. Daha sonraki dönemde ise hastalığın kuru veya yaş formda seyretmesine göre farklı belirtiler gözlenir. Yaş formda; karın boşluğu ve göğüs boşluğu içerisinde giderek artan bir sıvı toplanması görülür. Kru form ise başta merkezi sinir sistemi olmak üzere bütün organlarda ortaya çıkabilir. Bu formda vücut boşluklarında herhangi bir sıvı birikimi olmaz. Her iki formda da ölüm oranı çok yüksektir.

KUDUZ

Kuduz, tüm sıcak kanlılarda görülen bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalıktır. Bulaşma, kuduz hayvanların sağlam hayvanları ısırması veya açık yaraların enfekte salya ile teması sonucunda olur.

Hastalık klinik olarak her zaman birbirinden ayırt edilemeyen ve birbirini takip eden üç formda gelişir.

1-Sakin Kuduz: Bu dönemde görülen en belirgin bulgu hayvanlardaki davranış bozukluğudur. Kuduzlu kedi ve köpeklerde ürkeklik ve korkaklık belirgin bir hal almıştır. Hayvanların yabancı cisimlere karşı ilgileri artmıştır. Alışık olmadığı gıda ve cisimleri yeme eğilimi gösterirler. Salya fazla dikkat çekmez. Zaman zaman yara yerini kaşır.
2-Saldırgan Kuduz: Sakin devrede görülen davranış bozuklukları daha da belirginleşir. Bilinç giderek kaybolur ve hırçınlaşarak her şeye karşı saldırganlık durumuna geçer. Yutak ve gırtlak bölgelerindeki kasılmalar sebebiyle hayvanlar su içemez ve hatta kendi tükürüklerini bile yutamazlar. Bu yüzden ağızdan bol salya akar.
3- Paralitik Kuduz: Kuduzlu hastalarda önce yemek borusu, çiğneme ve boğaz kaslarında felçler başlar. Daha sonra yüz felci oluşarak çene felci meydana gelir. Hastalık ilerledikçe arka bacaklarda ve sonra tüm vücutta gelişen felçler ortaya çıkar. Tam felçten sonraki 1-2 gün içinde hayvan ölür.

Korunma: Kuduz hastalığının insanlara da bulaşabilmesi sebebiyle aşılama büyük önem taşır. 3 aylıktan büyük sağlıklı kedi ve köpekler her yıl periyodik olarak kuduza karşı aşılanmalıdır.